MİNA ADA’cım: Bundan tam “7” yıl önce senin aramıza katılmanla birlikte:
Doyasıya, içime sokarcasına, çokça 1 telaşla, her şeyden vazgeçercesine, duru bir güçle sevmeyi öğrendim…
Seni ilk kez kollarıma verdiklerinde dokunmayı hatta dokunmaktan tırsmayı .. Senin sıcaklığınla karışık kırılganlığı…
Uykusuzluk ve getirdiklerini, Evdeki ilk gecemizde her yarım saatte bir uyanıp nefesini dinlemeyi, saçma sapan kurgular yaratıp inanmayı… Sen mışıl mışıl uyurken seyretmenin dünyadaki en tatlı uykuya bile bedel olduğunu… Hatta Uykusuzluktan bile zamanla keyif almayı …
Emzirmenin hayatta paylaşılabilecek en keyifli an olduğunu, göz temasının & dokunmanın ilk günler yaşanan sıkıntı ve önyargılara rağmen muhteşemliğini öğrendim.
Sahip olmayı…
Dünyadaki tüm değerlere artık sahipmişçesine gururla, içimi acıtarak bakmayı, sevgi ile dünyaya 1 mucize meydana getirmenin ve ona sahip olmanın muhteşemliğini ...
Kendinden başka birinin sorumluluğunu almayı ve bunun nasıl da heyecan verici ve kimi zaman korkutucu olabileceğini… Hayatta ilk defa “Başarabilecek miyim acaba? “ sorusunu yineleyerek kendi kendime mavi ekran verene değin sormayı…
Hemen ardından gülmeyi öğrendim, gerçek 1 kahkaha atmayı, gözlerimin içini yavru 1 Kaniş gibi değil de gerçekten sevgi ile parlatmayı… Hatta Seninle – Sana gülmeyi… Anlamsız şarkılar uydurup söylemeyi, beraber komik danslar etmeyi, yeni lisanlar yaratıp, konuşmayı… Tek 1 gülüşün için bile sahip olduğum her şeyi feda edebilirim diye düşünmeyi ve buna inanmayı…
Yaramazlık & Ukalalık yaptığında sabretmeyi öğrendim. Ki bu benim için çok zor olsa da.... İkinci zamanlı düşünüp, sinirim geçinceye kadar kibritleri teker teker sayıp, yanına gelerek sana kocaman dürüstçe gülümseyebilmeyi…
Uyuman için çoğu zaman gözünün içene bakıp, normalden fazla uyuduğunda ise kokunu özleyip 1 an önce kalkmanı beklemenin sabırsızlığını… Yani Özlemeyi öğrendim… Sen odanda oyuncaklarınla oynarken , Okulda ya da Antremada olduğunda ben kendimi sana sarılırken, seni koklarken, şımarıp birbirimizi gıdıklamamızı hayal ederken bulduğumda, düşünce balonumu patlatıp gerçek zamana döndüğümde burnumu sızlatarak hissettim…
Gerçek saf Mutluluğu öğrendim… Delicesine koşulsuz beklentisiz mutlu olmayı… Ve her akşam kafamı yastığa koyup Baban ve Sana sahip olduğumu bildiğim, için şükretmeyi…
Ve evet: Huzuru öğrendim…
Eşimi yalnızca sevdiğim adam olarak değil de aynı zamanda senin baban olarak sevmeyi öğrendim bu zaman boyunca... Beni 1 Anne ve Kadın yaptığı için daha çok, daha çok hatta daha da çoooook sevmeyi öğrendim…
Acele etmeyi öğrendim bir de… Yemek yaparken, duş alırken, tuvaletteyken hatta işten eve gelirken bile… Hayatı acele acele yaşamayı ve geri kalan tüm zamanımı DAİMA sana verebilmeyi öğrendim…
Gözyaşının benim gibi katı 1 tipin içini bile nasıl da acıtabildiğini… Ağlamaman için her türlü soytarılığı, sahtekarlığı ve atraksiyonu bana yaptırtabileceğini, karizmayı çizdirebileceğini öğrendim…
Haa unutmadan Kıskanmayı da öğrendim… Seni Herkesten ve her şeyden kıskanmayı… Seni kimseyle paylaşamak istemediğimi…
Annemi gerçekten anlamayı, onun boyutuna sayende geçebildiğimi… Ona hak vermeyi ve teşekkür edebilmeyi öğrendim… Teyzene sayende yetişebildiğimi, şartları en sonunda eşitlediğimizi…
Zamanın acımasızlığını öğrendim… Zamanın geçtiğini… Senin büyüdüğünü ve geçen hiçbir anın geri gelmeyeceğini… Aynı zamanda benimde yaşlandığımı…
Hayat ne demekmiş, yaşamak ne demekmiş, sen hayatımıza girince öğrendim Kavgacı Pilicim…
Ne çabuk büyüdün, 7 yaşını ne çabuk bitirdin!
Zaman ne de çabuk geçmiş!
Oysa hızla geçen tüm bu süre boyunca ben çocuk değil sanırım kendime kız arkadaş yetiştirmişim…
SENİ SEVİYORUM …
Doğum günün kutlu olsun (:
Recent Comments